Diyelim ki Türkiye’de bir ürün üretiyorsunuz ve kendi web siteniz var. Bir sabah Almanya’dan bir sipariş düştü. Sevinçle paketi hazırladınız, kargoya verdiniz. Sonra müşteri yazıyor: “Siparişim nerede?”

Bu hikâyeyi çoğu satıcı yaşıyor. Sorun ürünün kalitesinde değil, yolun uzunluğunda.

Doğrudan gönderimin gizli maliyeti

Türkiye’den tek tek paket göndermek ilk başta kolay görünür. Ama her paket ayrı ayrı gümrükten geçer, kargo ücreti paket başına ödenir, teslimat süresi uzar ve takip bilgisi çoğu zaman yarım kalır. Alman müşteri ise Amazon alışkanlığıyla büyümüş biri. Siparişin birkaç gün içinde kapısına gelmesini bekliyor.

Avrupa’da depo ne değiştiriyor?

Mantık basit: Ürünleri tek tek değil, toplu olarak gönderiyorsunuz. Mallar Avrupa’daki bir depoya ulaşıyor. Sipariş geldiğinde ürün oradan paketleniyor ve DPD gibi yerel kargo ağlarıyla müşteriye çıkıyor.

Bu sayede:

  • Teslimat günler yerine çoğu zaman birkaç iş gününe iniyor
  • Kargo maliyeti, uluslararası tekil gönderime göre belirgin şekilde düşüyor
  • Müşteri yerel bir takip numarası ve yerel bir deneyim yaşıyor
  • İade almak için paketi Türkiye’ye geri çağırmanız gerekmiyor

Peki hangisi size uygun?

Ayda birkaç sipariş alıyorsanız doğrudan gönderim yeterli olabilir. Ama siparişler düzenli gelmeye başladıysa, ya da büyümek istiyorsanız, depo modeli ciddi bir fark yaratır.

FDN Global olarak bu süreci uçtan uca yönetiyoruz. Siz ürünü gönderiyorsunuz, gerisini biz hallediyoruz. Hangi modelin size uyduğunu birlikte hesaplayalım.